Sözlükte "milliyet" ne demek?

1. Ulusallık, ulusçuluk.
2. Bağlı bulunulan ulus, tabiiyet.

Cümle içinde kullanımı

Milliyet davası.

Milliyet kelimesinin ingilizcesi

[Milliyet] n. nationality
Köken: Arapça

Milliyet nedir? (Felsefe)

Marksçılığın toplum teorisinin, doğal-tarihsel gelişmede ulus’ un etnik ve aynı zamanda tarihsel ön basamağını tanımlayan kavramı.

Milliyetler, Avrupa’ da, —sonradan kapitalizmin doğup gelişmesiyle birlikte, modern ulusların doğmasına yol açacak olan- feodal gelişmenin doruğuna vardığı 10. -12. yüzyıllarda dil sınırlarının, kabile akrabalıklarının, ortak yaşayış tarzlarının, törelerin, adet ve geleneklerin zemini üzerinde doğmuşlardır. Bu süreç, düşünce alanındaki ifadesini, «ulusal bilinç» öğelerinin oluşmasında bulur. «Ortaçağın başlarındaki halklar çalkantısından yavaş yavaş milliyetler çıkıp gelişti bilindiği gibi birçoğu, eskiden Romalılara ait olan eyaletlerde, mağlup köylülerin ve kentlilerin, galip Cermen efendilerini özümsedikleri bir süreçti bu. Demek ki modern milliyetler de, ezilen sınıfların bir ürünüydüler. » (Engels) Milliyetlerin doğuşu ve gelişimi boyunca olağanüstü dayanıklı olan ve ileride modern ulusların tarihsel dayanağını oluşturacak olan belirleyici etnik özellikler ön plana çıktı. Milliyetler, merkezi devletlerin oluşumunda çok önemli bir öğe olmuşlar merkezi devlet biçimi ise, ilerlemeyi körükleyen güçlü bir etken olarak, milliyetlerden sonra ulusların doğuşunu hızlandırmıştır.

Ulusun doğuşundan sonra, milliyet kavramı, ayrı bir anlam kazanmış, o andan itibaren ulusun etnik temelinin tanımlanması ve insanların belirli bir ulusa üye oluşlarının ifade edilmesi için kullanılan bir kavrama dönüşmüştür. Bu anlamda milliyet, sosyalist ulusa geçişte de varlığını korur.

Milliyetçilik

Genellikle ulusların birbirlerine karşıt, birbirlerine düşman, birbirlerine tamamen yabancı ve birbirlerinden kopuk oldukları düşüncesinden hareket eden burjuva ideolojisine ve politikasına verilen ad.

Milliyetçilik, kapitalist Ulus’ ların ortaya çıkışıyla birlikte, burjuvazinin çıkarlarını, ulusal bir pazar, ulusal bir devlet kurma çabalarını ve diğer ulusları baskı altına alma isteklerini dile getiren, tipik bir burjuva ideolojisi ve politikası olarak ortaya çıkmıştır.

Burjuva milliyetçiliği, kapitalist toplumun ortaya çıkış ve yükseliş döneminde, demokratik fikirlere ve amaçlara bağlı olduğu sırada, feodalizme karşı yürüttüğü savaşımda, başlangıçtan itibaren, ulusun birleşmesini sağlamak bakımından belirli bir ilerici rol oynamıştır. Ne var ki, öte yandan milliyetçilik ulusların eşit haklara sahip olmasına karşı çıkıp, kendi ulusunu diğer bütün uluslardan üstün tutarak, tutucu ve gerici özellikler gösterir. Feodalizme karşı çıkarken ilerici bir rol oynayan burjuva milliyetçiliği, burjuva demokratik devrim aşamasından sonra, gitgide, tümüyle gerici bir ideolojiye dönüşmüş ve nihayet emperyalizmin, başka ulusların ezilip sömürülmesini, işçi simimin ve dünya komünist hareketinin bölünüp parçalanmasını haklı çıkarmak için başvurduğu ideolojik bir araç olmuştur. Milliyetçilik, emperyalizm aşamasında sık sık saldırgan şovenizm biçimine dönüşür, aynı zamanda sermayenin uluslararasılaşması anlamına gelen—» kozmopolitimi’ t bağlanır.

Marksçı-Leninci partiler, burjuva milliyetçiliğinin her türlü dışa vurma biçimine karşı tutarlı bir savaşım yürütür ve bu milliyetçiliğin karşısına proletarya enternasyonalizmini çıkarır.

Kapitalizmden sosyalizme geçişin dünya çapında gündeme girdiği ve ulusal kurtuluş devrimlerinin her yanı sardığı çağımızda, gerici burjuva milliyetçiliğinden ayrılan ve mahiyeti gereği anti-emperyalist olan yeni bir milliyetçilik doğmuştur. Emperyalizmin ezdiği ve sömürdüğü ülkelerdeki halk kitlelerini özgürlük ve bağımsızlık isteklerinin bir ifadesi olarak ortaya çıkan bu milliyetçilik, belirli tutucu özellikler ve uğraklar içermesine karşın, demokratik fikirler ve hedefler taşımaktadır. Pratik deneyimlerin de gösterdiği gibi, ulusal kurtuluş devrimleri kesinlikle demokratik ve sosyalist yönde gelişirse, bu gerici özelliklerin ve uğrakların önü alınabilmekte ve aşılmaktadır. Tutucu burjuva güçleri, o zaman ulusal kurtuluş hareketleri, dolayısıyla devrimleri üzerindeki etkilerini yitirmekte, giderek emekçi kitlelerin ve özellikle işçi sınıf inin etkisi çoğalmakta, böylelikle demokratik ve sosyalist fikirlerin ağırlığı da artmaktadır.

Marksçı-Leninci partilerin bu yeni tip milliyetçilik karşısındaki tavırları, tutucu, gerici burjuva milliyetçiliği karşısındaki tavırlarından çok farklıdır onlar, bu hareketin ilerici özünü desteklerler, olumlu yönde gelişmesinde yardımcı olurlar, ama aynı zamanda içindeki tutucu özellikleri eleştirmekten de geri kalmazlar. Sosyalist ülkeler, ulusal kurtuluş hareketlerine ellerinden gelen yardımı yapmaktadırlar. Milliyetçilik, günümüzde sosyalizme, dünya sosyalist sistemine, uluslararası komünist harekete ve ulusal kurtuluş devrimlerine karşı savaşım yürüten emperyalizmin başvurduğu en önemli ideolojik araçlardan biridir ve anti-komünizm akı m mı n bir parçasıdır. Çağdaş revizyonizm, sosyalist devrimin ve sosyalist toplumun kurulmasının tabi olduğu yasal düzenlilikleri ve zorunlukları görmezlikten gelip, bazı ülkelerin ulusal özelliklerini mutlaklaştırıp, sosyalizmin ulusal yanlarının propagandasını yapmakta, anti-komünizmin ekmeğine yağ sürmektedir. Milliyetçiliğe ve tüm gerici milliyetçi eğilimlere karşı verilecek ideolojik ve teorik savaşım, işte bu yüzden Marksçı-Leninci partinin en önemli görevleri arasına girer.